|
Etrafımıza baktığımızda her an her yerde küçücükte olsa bir canlıyla
mutlaka karşı karşıya geliriz.Fakat hiçbir zaman bu canlıların nasıl
hayatta kaldıklarını nasıl yaşam mucadelesi verdiklerini merak
etmeyiz.Hele hele canlıların anatomik ve fizyolojik yapıları hakkında
bir şey öğrenmeye gayret etmediysek bu tabiat harikaları bizlere itici
bile gelebilir.
Basit bir örnek verecek olursak "Pire"yi
verebiliriz.Çıplak gözle bile zor görülebilen küçük bir pirede bile o
kadar mükemmel bir savunma ve yaşam mekanizması vardır ki bugünün
teknolojisi bile bir pire veya bir böceğin teknolojisiyle boy
ölçüşemez.
Verdiğimiz örnekler yeryüzündeki 50 milyon(yada
daha fazla)canlı türünden yanlızca bir tanesiydi.Fakat hangi canlıyı
incelersek inceleyelim, doğaya müthiş bir uyum ve en gelişmiş savunma
mekanizmaları ile karşılaşıyoruz.
Bilindiği üzere bir canlı organizmasını oluşturan
temel yapı "Hücre"dir.Bu kelimeyi ilkokuldan beri duyarız ama
zannediyoruzki hiç birimiz şu an trilyonlarca hücrenin nasıl olupta
birbirleriyle anlaşarak insan organizmasını meydana getirdiğini ve
hücrelerin içlerinde cereyan eden olayların nasıl meydana geldiğini
merak etmemişizdir. Bizlere verilen bilgiler aslında klasik
bilgilerdir.Bunun dışında mucizevi özelliklerden pek bahsedilmez.
Mucizevi olaylar diyoruz çünki küçücük bir
hücrede bile gerçekten insan aklının alamayacağı derecede olaylar vuku
bulmaktadır.
Canlılığın nasıl meydana geldiği konusunda
bahsedilecek ilk yapı DNA dır.DNA nın canlının genetik bir şifresi
olduğu hemen herkes tarafından bilinir fakat canlının genetik
şifresinin DNA da nasıl muhafaza edildiğini ve DNA nın nasıl bir
fonksiyonu olduğunu kimse pek merak etmez.
İşte bu ve buna benzer birçok merak ettiğiniz
sorunun cevabını bu sitede vermeye gayret ettim.Tabii bu problemlerin
yanıtını verirken fazlasıyla biyolojinin derinliklerine inmedim.Bu
yüzden konuyla ilgili yazıları okurken kolaylıkla anlaşılabileceğini
ümid ederim.
Öncelikle herkesin merak ettigi bazı kavramları
öğrenmemizde fayda var.Çünki bu kavramların ne olduğunu bilmezseniz
okudugunuz yazılardan bir anlam çıkaramayabilirsiniz.
1-)DNA:
Canlıların temeli olan hücrenin içerisinde bulunan ve canlılıkla
ilgili tüm bilgileri şifreleyen uzun bir molekül zinciridir.Bu zincir
tıpkı helikopterlerden sarkıtılan "ip merdiven" e benzer.Yani çift
zincir şeklindedir.İp merdivenden farklı olarak bu zincir tıpkı bir
helezon yay gibi dönüm yapar.
DNA
şifrelemeyi nasıl yapar?:
DNA zinciri hücrenin içerisinde bulunan ve nukleus(çekirdek) adı
verilen bir organelin içerisinde bulunur.Bir insanda ise yaklaşık
70-100 trilyon tane hücre vardır ve her bir hücrenin içerisinde DNA
molekülü ayrı ayrı mevcuttur.Fakat dikkat ederseniz her hücre
birbirinden farklı fonksiyonlara sahiptir. Mesela gözünüzdeki hücreyle
elinizin deri hücreleri birbirinden farklıdır.Peki DNA ları aynı olan
hücreler neden farklılaşma gösteriyorlar?.Yada şu şekilde soralım;
Neden göz hücrelerimiz ile deri hücrelerimiz veyahut karaciğer
hücrelerimiz ile dil hücrelerimizin DNA ları aynı olmasına rağmen,
birbirlerine benzemiyorlar.Yanıt ise basittir.
DNA nın üzerinde "Histon" adı verilen bazı
moleküller vardır.Bu moleküller DNA nın belirli bölgeleri dışında
diğer tüm bölgelerinin üzerlerini kaparlar.Örneğin göz hücrelerinizde,
bu moleküller yanlızca DNA nın gözle ilgili bölgelerini açık
tutar.Diğer tüm bölgeler ise bu moleküller tarafından kapatılır.Aynı
şey dil veya karaciğer hücreleri içinde geçerlidir.Mesela bir hücre
dil hücresi olacaksa DNA nın yanlnızca dili meydana getirecek
bölgeleri açık tutulur.Diğer bölgeler ise "Histon" lar tarafından
kapatılır.
Eğer diğer bölgeler açık olsaydı sonuç tam bir
facia olacaktı.Bir hilkat garibesine dönüşecektik. Fakat dönüşmüyoruz
çünki hücrede son derece kompleks bir kontrol sistemi mevcuttur ve DNA
nın kendini hatasız kopyalaması ve canlının her hücresininin görevini
kusursuz bir biçimde tayin etmesini sağlar.
Yandaki şekilde DNA nın çift zincirli (ip merdiven gibi) ve aynı
zamanda dönüm yaparak heliks oluşturmuş hali net bir şekilde
görünmektedir.Altın renginde olan bölge ise zincirin omurgasıdır.Bu
omurgaya Adenin, Guanin, Sitozin ve Timin adı verilen bazlar (Kırmızı,
mavi, turuncu ve yeşil renkli)mükemmel bir sıra oluşturacak şekilde
sıralanırlar.Resimde kısa bir bölgesi görülen DNA zinciri gerçekte çok
uzun bir zincirdir. Bu zincir insan hücresinde ortalama olarak 1
metreyi bulabilir.
Ama ne muhteşemdirki bu kadar uzun bir zincir
mikroskopla bile zor görülebilen bir hücrenin içine hassas bir biçimde
paketlenerek yerleştirilir.
Dahada ilginci DNA daki bazların sıralamasını
kağıda dökmeye kalkışırsak bir kütüphane dolusu ansiklopediye
ihtiyacımız olacaktı. Yani vucudunuzdaki küçücük bir hücrenin
içerisinde bir kütüphane dolusu kitabı dolduracak kadar bilgi
saklıdır.Bu ise insan aklının kavramakta zorlandığı bir durumdur.DNA
gerek yapısal gerekse fonksiyonel bakımdan gerçekten bir yaradılış
harikasıdır.
DNA nın heliks yapısı her canlıda aynıdır.Fakat
şekilde görülen altın rengindeki omurgaların arasında sıralanan renkli
"bazların dizilimi" ise her canlıya özgüdür.
DNA nın yapısında bozulma ve zincirdeki bazların
sıralamasında bir değişiklik olursa meydana gelecek canlı ya sakat
doğar yada ölür. Örneğin çocuklarda "Down sendromu" yada "Anemi" adı
verilen kan kanserinin nedeni DNA daki zincirin bozulmasından
kaynaklanır.
Şu an bu satırları okuyacak kadar sağlıklı iseniz
bunu hücrelerinizdeki muazzam kontrol sistemine borçlusunuzdur.
DNA ve genler hakkında ayrıntılı bilgi için "
Genlerin dünyası " sayfasını ziyaret ediniz.
2-)Enzimler:
Hücrede "Enzim" adı verilen özelleşmiş molekül grupları bulunur.Bu
moleküller hücrede tıpkı bir fabrikada çalışan işçiler gibi hiç
durmaksızın çalışırlar.Eğer enzimler olmasaydı su an bu yazıları
okuyamayacaktınız.Enzimler hücre içerisinde olmasa olmaz değerindeki
moleküllerdir.Yapılan araştırmalara göre hücre içinde 3500 ü aşkın
enzim bulunmaktadır.Bunlardan bir kaç tanesi eksik oldugu vakit hücre
içi tüm faaliyetler arap saçına dönmektedir.
Enzimlerin en önemli görevi DNA nın kopyalanmasına
yardımcı olmaktır.Bunun dışında sayısız enzim şu an hücrelerinizde hiç
durmaksızın kimyasal tepkimelere girerek yaşamınızın devamlılığını
sağlamaktadırlar.
3.Amino
asitler:
Amino asit adı verilen diğer bir molekül grubu ise protein adı verilen
diğer bir kimyasal molekülün yapıtaşlarıdır.Proteini bir inşaat olarak
düşünürseniz amino asitleri bu inşaatın tuğlaları olarak
düşünebilirsiniz.Aslında insanı hayrete düşüren hadise amino asitlerin
proteinin yapıtaşı olması değil, amino asitlerin proteini meydana
getirme aşamasıdır.
Doğada 20 çesit amino asit mevcuttur(Ender
rastlanılanlarıda vardır).Bu amino asitler değişik sıralama ve değişik
sayılarda bir tren katarı gibi yan yana bağlanırlar.Bu bağlanma her
protein için özeldir. Bir proteinde en az 300 tane aminoasit vardır.Bu
amino asitler öyle bir sıralamayla bağlanmışlardırki bu sıralamadaki
ufak bir hata proteinin işe yaramaz bir molekül yığını haline
gelmesine neden olur.Fakat bağlanma sırasında hata yapılmaz çünki
hücredeki muhteşem kontrol sistemleri burada da devreye girerek hataya
pay bırakmaz.
Aklınıza "20 amino asitten nasıl 300 amino asitlik
bir sıralama oluşacak" diye bir soru gelebilir.Amino asitler sadece
bir kere kullanılmazlar.Örneğin "Glisin" adı verilen bir aminoasit bir
protenin üretilmesi sırasında 20 kere veya 30 kere değişik yerlerde
veya ard arda sıralamaya katılırlar.
Yapılan olasılık hesaplarına göre hücrede 20
aminoasidin değişik dizilmeleriyle 10 üzeri 130 adet farklı çesitte
protein elde edilebilir.Bu ise korkunç bir rakamdır.Eğer bir
karşılastırma yapacak olursak şu örneği verebiliriz.
Evrendeki toplam atom sayısı 10 üzeri 78
adettir.Fakat elde edilebilecek farklı protein sayısı bundan yaklaşık
10 üzeri 70 kat daha fazladır.
4.Proteinler:
Yukarıda amino asitlerin proteinleri nasıl meydana getirdiğini kısaca
özetlemiştik.Peki bu proteinler ne işe yarar?
Proteinler hücredeki kimyasal reaksiyonların
çeşitli basamaklarında kullanılırlar. Eğer enerjiye ihtiyaç
duyulacaksa başka başka kimyasal reaksiyonlara girerler.Yada hücrenin
amino asite ihtiyacı var ise proteinler parçalanarak amino asitlerine
kadar ayrılırlar.Bundan başka proteinler hücre zarında(membran)tuğla
niyetine kullanılırlar.Kısacası proteinler hücre için kesinlikle
gerekli moleküllerdir.
Not:
Enzimlerde protein yapısındadırlar.Yani enzimlerde aminoasitlerden
üretilirler.Fakat her protein enzim değildir.
Yukarıdaki şekillerde sözünü ettiğimiz enzim ve proteinler
görünmektedir.Enzimler ve proteinler aynı yapılara sahiplerdir.Yani
her ikiside amino asitlerin zincir oluşturmaları ile meydana gelmiş
yapılardır.Fakat proteinlerin enzimlerden farkı yapısal değil
fonksiyoneldir. Amnio asitlerin düz zincir oluşturacak şekilde yanyana
gelmelerine rağmen şekillerdeki proteinler gayet karmaşık bir yapıya
sahiptir.Bunun nedenini örnek vererek açıklayalım ;
Elinizde 1 metre uzunluğunda bir ip ve bir
miktarda boncuk var.Siz ipi elinize alarak boncukları ipe geçirmeye
başlıyorsunuz.Bu sıralamayı ta ki ipin sonu gelene kadar yapıyorsunuz.
İpin sonuna geldikten sonra meydana getirdiginiz bu düz boncuk
dizisinin belirli boncuklarını birbirlerine yapıştırmaya
başlıyorsunuz.Mesela 1.boncuğu 4.boncukla, ardından 7.boncuğu
14.boncukla vs..Belirli boncukları diğer boncuklara yapıştırıp
işleminizi tamamladığınızda karşınıza karmaşık bir el sanatı çıkıyor.
İşte aminoasitleri bu boncuklara
benzetebilirsiniz.Hücre amino asitleri tıpkı yukarıdaki örnekteki gibi
önce yanyana dizer.Daha sonra bu düz zinciri enzimler vasıtasıyla
şekillendirmeye başlar.DNA tarafindan şifrelenmiş bilgilerle hangi
boncuğun dizideki diğer hangi boncuğa bağlanacagını hücre kusursuz bir
şekilde tasarlar.Burada bizim örneğimizden farklı olan en önemli
özellik hücrenin, hangi amino asidin hangisine bağlanacağını belirli
bir düzene göre yapmasıdır.Yani hücrede hiçbir işlem rastgele
yapılmaz.
Mikroskopla bile zor görülebilen bir hücrede
insanı hayrete düşüren daha bunun gibi birçok sentez ve kontrol
mekanizması bulunmaktadır.Hücre gerçektende küçük bir "Devasal mucize"
dir.
5-)Hücre zarı(Membran):
Hücreyi koruyup dış etkenlerden izole eden yapı bildiğiniz gibi
hücreyi saran bir zardır.Zar denilen yapı insan kulağına gayet basit
bir yapı gibi gelsede bir hücre zarındaki yapılar bile insanı hayrete
düşürmeye yetmektedir.Zarın yapısı temelde yağ ve protein
moleküllerinden oluşur.Fakat buna ilave olarak zar üzerinde yardımcı
birçok yapı vardır.
Mesela zar üzerinde iyon ve molekül pompaları
bulunur.Bu pompalar hücrenin dışındaki bir çok maddeyi hücre içine
transfer etmekle görevlidir.Bazı özelleşmiş proteinler ise zara
homojen bir şekile dağılarak çeşitli fonksiyonlar üstlenmiştir."Seçici
geçirgen" kelimesini sanıyoruzki ortaokuldan beri duymuşsunuzdur. Bir
zar nasıl olurda bir maddenin gecişine izin verirken diğerinin
gecişini durdurur?.Bu halen tam olarak açıklık kazanamamış fizyolojik
bir durumdur.Yapılan araştırmalar, hücrenin zarının bile sanıldığından
çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Resimdede görüldüğü gibi zar başlı başına karmaşık bir yapıdır.Tabii
resimde görünen şeklin zarın oldukca sadeleştirilmiş bir şekli
olduğunuda belirtmek gerekir.Şekildeki mavi tabakalara dikkatle
bakarsanız birçok molekülün sırt sırta vererek yanyana geldiğini
farkedersiniz.Bu yapı yağ-protein kompleksinden oluşan zardır.Mavi
tabakanın altında boşluk vardır.
Bu boşluktan sonra ikinci bir zar gelir.Yukarıdaki
zarın içinde sarı renkli yapılar "proteinler" dir.Bu proteinler
silindir şekline benzerler ve içlerinden moleküller geçer.Gene
yukarıdaki zarda kıl'a benzer yapılar görülmektedir.Bunlar ise
"reseptör" lerdir.Hücre bu reseptörlerle bulunduğu ortamın kimyasal
bir analizini yapar.Bu analize göre hangi maddeyi bünyesine alacağına
karar verir.Tabii bu karar verme DNA kontrolünde olur.Alttaki zarda
ise kıvrık kurdele şeklinde yapılar görülüyor (sarı, kırmızı, mavi,
yeşil).Bu yapılar ise madde alışverişinde ve kimyasal reaksiyonlarda
rol alan "enzim"lerdir.Bu enzimler zar için oldukça önemli görevleri
üstlenmiştir.
Aşağıda tipik bir hücre resmi görülmektedir.Bu
hücre tek hücreliler grubunda yer alan bir canlıya aittir.Hücrenin
arkasında görülen kamçı(Flagellum) bu canlı için özelleşmiş olup
kamçının şifresi DNA sında saklıdır.Bu kamçı canlının hareket etmesine
yardımcı olur.Diğer organeller; mitokondri(enerjiden sorumlu ve
kırmızı renkli), Nucleus(çekirdek, mor renkli), endoplazmik retikulum(kanal
sistemi, pembe renkli), golgi organeli(salgılama organeli, mavi
renkli) vs..) ise net bir şekilde görülüyor.
Buraya kadar verilen bilgiler temel biyoloji bilgileri olup bundan
sonraki yazıların anlaşılması açısından temel teşkil
etmektedirler.Bundan sonraki bölumlerde ise zevkle okuyacağınız
"Hayvanlar ve bitkilerin ilginç yaşamları"nı konu alan yazılar
mevcut.Ayrıca "Genlerin dünyası" ve "Akıllı moleküller" sayfalarında
da bir o kadar zevkle okunacak yazılar bulunmaktadır. |